|
|
|
|

Güvercin bizde sözlü olsun yazılı olsun hayatımızı kapsamıştır da biz farkında bile değilizdir. Pek tabiidir ki her şey kendi coğrafyasının ve ikliminin ürünüdür. Bizim medeniyet iklimimizin dışında da belki güvercinle karşılaşabilirsiniz ancak o medeniyetler için güvercinin ne fiziki ve nede metafiziksel olarak hiçbir kıymeti harbiyesi olmadığından naşi ötekinin güvercini korkaktır, ürkektir, sahipsizdir, onlara eman yoktur. Çünkü ötekinin metadan başka bir dünyası olmadığından sivrisinekten bile nasıl yağ çıkarılabilir hesabı ve bu hesabın teorisyenleri olan emperyalizm ve onun sacayakları için her şey maddeden ve maddi hazlardan mütevellit olduğundan güvercinin yoktur |
| |
|
|

Yabani güvercinler eski devirlerde gübre ve eti için beslenmişlerdir. Güvercin gübresinin bitkiler için çok yararlı olduğunu gören çiftçiler bu gübreyi düzenli olarak elde edebilmek için çeşitli yollar aramışlardır. Anadolu’da güvercin yetiştiriciliğinin tarihinin M.Ö. 3000 yıllarında başladığı biliniyor. Gübre gereksinimi için yabani güvercin bakıcılığında, gübrenin düzenli toplanabilmesi ve birikmesini sağlayabilmek için bazı yapılara gereksinim duyulmuştur. Bu yapılar Kapadokya’da “güvercinlik” ve Diyarbakır’da “boranhane” olarak karşımıza çıkmaktadır.
|
|
|
Güvercin beslemek, Osmanlı toplumunun bir aile geleneğidir. Halkın güvercin sevgisi zamanla saray yaşamına da yansımış, sarayın emri ile, üç kıtaya yayılmış Osmanlı topraklarında yetişen çok farklı ırk ve nitelikteki güvercinler Manisa'da toplanmıştır.    |
|
|